<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>www.nurcity.com </title>
        <description>Bana: &quot;Sen şuna buna niçin sataştın?&quot; diyorlar. Farkında değilim; karşımda müdhiş bir yangın var.. alevleri göklere yükseliyor, içinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise, bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler...&quot;
 </description>
        <link>http://nurcuu.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 05:03:05 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Allah&amp;#8217;ın isimleri ve derinlikler</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/allah-in-isimleri-ve-derinlikler_7785871.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/allah-in-isimleri-ve-derinlikler_7785871.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Risâle-i Nur, Allah&amp;#8217;ın bin bir esmasıyla örülmüş bir gül goncası gibidir. Mevzular işlenirken Allah&amp;#8217;ın isimleri referans alınır. Bahisler derinleştikçe Allah&amp;#8217;ın isimlerinden istimdâd edilir. Manevî hazinelerin kapısı Allah&amp;#8217;ın isimleriyle açılır. Ummanlarda, deryalarda AIlah&amp;#8217;ın isimleriyle yüzülür. İslâm&amp;#8217;ın atmosferinde, imanın ufkunda, vahyin verâsında, Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;ın semasında AIlah&amp;#8217;ın isimleriyle uçulur. Hakkın ve hakîkatın kapısı AIlah&amp;#8217;ın isimleriyle çalınır, açılır, Allah&amp;#8217;ın izniyle girilir ve kapı girmek isteyenlere açık bırakılır. 
&lt;P align=justify&gt;Bedîüzzaman Hazretleri herhangi bir mevzuda derinliğine hakikat yolu açarken, konu ile ilgili Allah&amp;#8217;ın isimlerine sıkça iltica eder ve sığınır. Her bir konuda bir veya birden fazla İsm-i Şerifi melce&amp;#8217; ve mence&amp;#8217; yapar. Her bir sayfada bir İsm-i İlâhî&amp;#8217;den tefeyyüz eder, bir ism-i Lâhutîyi tezekkür eder, tefekkür eder. Bunu Risâlelerinde, isimleri muhtelif ihtiram ifadeleriyle telâffuz ederek barizleştirir. 
&lt;P align=justify&gt;Meselâ, &amp;#8220;Bismillâhirrahmânirrahîm&amp;#8221; kelimesinin esrârını işlediği risâlede, bu kelimede geçen isimlere mazhariyetinin gereği, Ulûhiyet, Rahmâniyet, Rahîmiyet, Rubûbiyet, Vâhidiyet, Ehadiyet, İstiğnâ ve Samediyet hakîkatlarının kapısını çokça çalar. Bu hakikatlardan elmaslar ve cevherler çıkarırken Kadir-i Rahîm, Malik-i Ebedî, Hâkim-i Ezelî, Rezzak-ı Kerîm, Mün&amp;#8217;im-i Hakikî, Ehad, Samed1, Zat-ı Zülcelâl, Zât-ı Rahmânirrahîm, Rabb-i Rahîm, Zât-ı Akdes, Zât-ı Vâcibü&amp;#8217;l-Vücud, Sultan-ı Ezel ve Ebed, Müstağnî-i Ale&amp;#8217;l-ıtlak, Sultan-ı Sermedî isimlerini telâffuz, tezekkür, tefekkür, tefeyyüz ve tâdâd eder.2 
&lt;P align=justify&gt;Meselâ namazın beş vakte tahsisinin hikmetine ve esrarına girerken Saîd Nursî Hazretleri önce ibadetin ve namazın mânâsını verir. Kulun acziyetini ve zaafiyetini şefaatçi yapar ve Allah&amp;#8217;ın birden fazla sıfatını melce kabul eder. Derinleştikçe kul, .. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/allah-in-isimleri-ve-derinlikler_7785871.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 06 Feb 2008 18:37:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>sekine duasi</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/sekine-duasi_7356881.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/sekine-duasi_7356881.html</guid> 
            <description>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1. Allah(c.c.)(c.c.) en b&amp;uuml;y&amp;uuml;kt&amp;uuml;r (On defa).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahm&amp;acirc;n ve Rah&amp;icirc;m olan Allah(c.c.)(c.c.)'ın adıyla&lt;br /&gt;2. O rub&amp;ucirc;biyet ve ul&amp;ucirc;hiyetinde istikl&amp;acirc;l sahibi olan ve k&amp;acirc;inatın tamamına bizzat h&amp;uuml;kmettiği gibi, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k b&amp;uuml;y&amp;uuml;k her bir varlığa da bizzat h&amp;uuml;kmeden ve k&amp;acirc;inattaki geniş icraatına hi&amp;ccedil; kimse m&amp;uuml;dahale edemeyen Ferd'dir.&lt;br /&gt;O, varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise z&amp;acirc;t&amp;icirc;, ezel&amp;icirc; ve ebed&amp;icirc; olan Hay'dır.&lt;br /&gt;O, varlığıyla b&amp;uuml;t&amp;uuml;n varlıkları d&amp;uuml;zenli bir şekilde ayakta tutan; fakat Kendi varlığı hi&amp;ccedil;bir varlığa bağlı olmayan Kayy&amp;ucirc;m'dur.&lt;br /&gt;O, haklıyı haksızdan ayıran, her şeyi hikmetle, bir gaye i&amp;ccedil;in ve faydalı bir şekilde yaratan Hakem'dir.&lt;br /&gt;O, k&amp;acirc;inatı ince hesaplarla yaratan, her varlığı yaşadığı şartlara uygun olarak donatıp b&amp;uuml;t&amp;uuml;n ihtiya&amp;ccedil;larını adaletle veren ve başkalarının hukukuna tecav&amp;uuml;z eden varlıkları cezalandırıp iyilik yapanları da m&amp;uuml;k&amp;acirc;fatlandıran Adl'dir.&lt;br /&gt;O, hi&amp;ccedil; bir şekilde hi&amp;ccedil;bir noksanı olmayan, k&amp;acirc;inatta g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kusurlar asla Kendinde bulunmayan, sapıtmışların s&amp;ouml;yle-dikleri batıl d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerden sonsuz derece y&amp;uuml;ce olan, k&amp;acirc;inatı d&amp;acirc;ima temiz tutarak g&amp;uuml;zelleştiren ve her bir varlık tesbihleriyle&lt;br /&gt;kuds&amp;icirc; isimlerini her tarafta il&amp;acirc;n eden Kudd&amp;ucirc;s't&amp;uuml;r.&lt;br /&gt;3. &quot;Allah(c.c.)(c.c.) her zorluğun arkasından bir kolaylık yaratır.&quot; (Tal&amp;acirc;k, 65: 7.)&lt;br /&gt;4. &quot;B&amp;uuml;t&amp;uuml;n y&amp;uuml;zler, varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı z&amp;acirc;t&amp;icirc;, ezel&amp;icirc; ve ebed&amp;icirc; olan; ve varlığıyla b&amp;uuml;t&amp;uuml;n varlıkları d&amp;uuml;zenli bir.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/sekine-duasi_7356881.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2009 22:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kadın ve erkek birbirinin örtüsüdür</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur_6615081.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur_6615081.html</guid> 
            <description>
&lt;P align=justify&gt;Aile hayatı Cennetten bir köşedir. Allah için bir araya gelmiş ve bir hayat arkadaşlığı kurmuş eşler de aslında birer âhiret dostudurlar. Birbirlerini dine, takvaya ve Allah korkusuna Allah için sevk ederler. Birbirlerini haramdan korumaya Allah için çalışırlar. Birbirlerini Allah&amp;#8217;a itaate Allah için teşvik ederler.&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İki türlü kıskançlık vardır: Biri haram, diğeri sünnettir. Sırayla görelim:&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;1- &amp;#8220;Hased&amp;#8221; karşılığı kullanılan kıskançlık. Müslüman kardeşinin iyiliğini çekememekten ve kötülüğünü istemekten ibaret olan bu kıskançlık, bir kötü huydur. Haramdır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;2- Eşimizi, kızımızı, kız kardeşimizi, annemizi vesâir mahremlerimizi nâmahremlere karşı korumayı ifade eden içimizdeki sevk-i İlâhî de dilimize kıskançlık olarak girmiştir. Bu kıskançlık sünnettir. Peygamber Efendimiz (asm) bu kıskançlığı teşvik ve tavsiye etmiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurmuştur ki:&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;* &amp;#8220;Allah, mahremlerini nâmahremlerden kıskanan kullarını sever.&amp;#8221;1&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;* &amp;#8220;Mahremini kıskanmak imandandır&amp;#8230;&amp;#8221;2&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Mahremini kıskanmak, mahremini haramdan koruyan ve onu helâl sınırları içinde barındıran bir örtüdür. Kur&amp;#8217;ân, &amp;#8220;Onlar sizin örtünüz, sizler de onların örtülerisiniz&amp;#8221;3 âyeti ile eşleri harama karşı birbirleri için örtü ilân eder. Bu örtünün önemli bir ayağı kıskançlıktır. Çünkü kıskançlık damarıyla beyini haramlardan çekip alan kadın da, eşini haram şekilde giyinmekten ve yabancı erkeklerle gereksiz yere muhatap olmaktan alıkoyan erkek de aslında yekdiğerini Allah&amp;#8217;ın rızasına, takvaya, Allah korkusuna, Cehennemden korunmaya ve Cennete girmeye dâvet etmiş ve yardımcı olmuş olmaktadır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Nitekim meselâ kadın için açık-saçıklık ne kadar yasaklanmış bir davranış ise, erkek için haram bakışlar o kadar yasakl.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur_6615081.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 23 Jan 2008 19:24:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>bayraminiz mubarek olsun</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/bayraminiz-mubarek-olsun_4847413.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/bayraminiz-mubarek-olsun_4847413.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A title=kucaklasma.jpg href=&quot;http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/12/kucaklasma.jpg&quot;&gt;&lt;IMG alt=kucaklasma.jpg src=&quot;http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/12/kucaklasma.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/A&gt;Bayramlar, cennetteki huzur ve mutluluktan dünyaya indirilmiş küçük, çok küçük bir hissedir. Tüm bayramlar, insanin cennete olan özlemini artirmalidir.. Ve bu özlemle, hayatin tümünü hayirli kilmanin, vahiyle inşa olmanin ve vahiyle hayati inşa etmenin çabasi gösterilmeli degil mi?&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hatirlayalim Yasin suresinin, yani ki &amp;#8220;Ey insan!&amp;#8221; suresinin cenneti hatirlatan ayetlerini: &amp;#8220;Orada bitimsiz bir hazzi yasayacaklar ve arzu ettikleri her şey onlarin olacak. Rahmet kaynagi olan Rabbin sözüyle gelen tarifsiz bir mutluluktur (cennet).&amp;#8221; (36.57-58)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hatirlayalim ve başlayalim cennetimizi inşa etmeye. Burada, bu dünyada, hemen ve şimdi. Önce yüreklerimizi kurtaralim işgalden. Orayi bir cennet galerisine çevirelim Orasini imana mahbes degil imana saray kilalim. iman oranin mahkûmu degil hakimi olsun.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dilimize ferman, dizimize derman olarak yürüsün.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sonra içimizdeki cenneti bulundugumuz mekana taşiyalim. Evden başlayalam ve evlerimizi cennetin dünyadaki şubesi etmenin savaşini verelim. Yilmadan, yikilmadan, pes etmeden. Oralar imanin karargahi olsun. Meydani, bu topraklari cehenneme çevirmek isteyen arsizlar ve ugursuzlar güruhuna birakmayalim.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yalniz kendimizin degil, bu topraklarin da bayrama susadigini unutmayalim.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ve esas bayramin özlemini hep içimizin en aydinlik yerinde zamani gelince dogurulacak nurtopu bir bebek gibi büyütelim.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bayramimiz mübarek, akleden kalbimiz münevver olsun&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbs.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/bayraminiz-mubarek-olsun_4847413.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Dec 2007 23:11:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Risâle-i Nur&amp;#8217;da ruh</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/risale-i-nur-da-ruh_4768260.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/risale-i-nur-da-ruh_4768260.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE borderColor=#111111 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;P align=justify&gt;Gerçek ilim, öncelikle insanın kendisini tanımasıyla başlar. İnsan ruh ve beden olarak çok karmaşık olan, âdetâ sırlar yumağı görünümü arz eden, ayrıca kendisine verilen her bir duygusu da keşfe muhtaç hakikatlerle dolu olan harika bir varlıktır. Bediüzzaman&amp;#8217;ın deyimi ile kâinatın küçük bir numunesi ve çekirdeği olan insanın, mahiyetinin anlaşılabilmesi oldukça güçtür. Bütün bütün anlaşılması da mümkün görünmüyor. 
&lt;P align=justify&gt;İnsanlık tarihi boyunca ruh konusuna net bir açıklık getirilebilmiş değildir. Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;ın karşısında olan felsefenin ruh konusundaki bilgileri, canlıların hal ve davranış biçimlerinden yapılmış çıkarımlardan ibarettir. 
&lt;P align=justify&gt;Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;da; &amp;#8220;Sana ruhtan soruyorlar. De ki: &amp;#8220;Ruh Rabbimin emrindendir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.&amp;#8221; (İsra: 85) &amp;#8220;Rabbinin meleklere şöyle dediğini hatırla: &amp;#8216;Ben, kuru balçıktan, şekil verilmiş kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağım. Ben, o&amp;shy;nun yaratılışını tamamladığım ve o&amp;shy;na ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen o&amp;shy;nun için secdeye kapanın.&amp;#8217;&amp;#8221; (Hicr: 28-29) &amp;#8220;Sonra o&amp;shy;nu düzenli bir şekle sokup, ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!&amp;#8221; (Secde:9) &amp;#8220;Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan o&amp;shy;na üfledim mi derhal o&amp;shy;na secde edin.&amp;#8221; (Sad: 72) âyetlerinde ruh konusunda bize bilgi verilmektedir. Ancak bu kadar bilgi ruhu tam mânâsıyla anlamamıza yetmemektedir. İlk insan Âdem aleyhisselâmdan sonra, anne rahminde yüz yirmi günlük iken, bir melek gönderilerek ruhu üflenen, rızkı, eceli, ameli ve şakî ya da said mi olacağını yazılan1 insanın, kendi mahiyetini anlamadan yaşaması düşünülemez. 
&lt;P align=justify&gt;Günümüzde Bediüzzaman Hazretleri Risâle-i Nurların muhtelif yerlerinde insanın v.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/risale-i-nur-da-ruh_4768260.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 09 Dec 2007 00:02:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kaleningrad&amp;#8217;dan mektup</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/kaleningrad-dan-mektup_4768222.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/kaleningrad-dan-mektup_4768222.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;[Rusya&amp;#8217;nın Kaleningrad şehrinde yaşayan, Nur Talebesi olmak isteyen, 1958 doğumlu, mimarlık kolejinde muallim, 2004 yılından beri mebusluk yapıp bu vazifede bir çok defa taltif gören Vladimir Semyonoviç Yojikov&amp;#8217;un Mektubu] 
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;Aziz ağabey ve kardeşlerim, 
&lt;P align=justify&gt;Bir olan Hâlık&amp;#8217;a iman eden biz Müslüman ve Hıristiyanların en mühim vazifesi, imanımızla, dâvâmızla, bütün kuvvet ve gayretimizle imansızlığa ve anarşiye karşı mücadeledir. 
&lt;P align=justify&gt;Bu kudsî vazifeye, bizi, bütün dünyada sayıları yüz milyonları geçen ve kalpleri maneviyâta karşı boş olup, ruhları Cehennemin manevî azabını tadan gençlerin kalp ve ruhları dâvet ediyor. Bu mânevî boşluğu yaşamakta en çok zorluk çeken Rusya ve bilhassa benim vatanım olan Kaleningrad gençliğidir. 
&lt;P align=justify&gt;Benim bir çok öğrencim, bana en çok bu suâlleri soruyor: &amp;#8220;İstikbalimiz nasıl olacak? Hayatın mânâsı nedir? Hayatımızda bize rehberlik edecek kimdir?&amp;#8221; 
&lt;P align=justify&gt;Bize rehberlik edecek olan anne ve babalarımız, kardeşlerimiz bizi yalnız bırakıp adeta bizden kaçıyorlar. Nihayette şöyle bir cevap buldum: Allah&amp;#8217;a iman ve muhabbetin neticesinde hâsıl olan saadetli bir hayat. Bu cevabı bulmama sebep olan, koleje ders yapmaya dâvet ettiğim Müslüman gençler ve Risâle-i Nur eserleridir. Bu tarzdaki dinî ve ilmî bir ders, Rusya&amp;#8217;nın kolejlerinde ilk defa Kaleningrad&amp;#8217;da yapıldı. 
&lt;P align=justify&gt;&amp;#8220;Allah&amp;#8217;ın (cc) tasarrufâtı nasıldır? Mâneviyât ve ahlâk nedir? Muhabbet nedir? İnsanlara ve bütün mahlûkata karşı sevgi nasıl olur? İnsanın kendini tanıması ne demektir?&amp;#8221; Talebelerim bu terimleri ilk defa Risâle-i Nur&amp;#8217;la duyuyorlar. Ben de bu vesileyle 25-30 senelik muallimlik ve mebusluk hayatımın en zevkli anlarını yaşadım. İlk defa, ders hiç bitmesin, zil çalmasın hissiyâtı bende uyanmakla böylece fanide bakiyi yaşadım. 
&lt;P align=justify&gt;Gördüğüm ve anladığım şu ki, bu dersler.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/kaleningrad-dan-mektup_4768222.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 08 Dec 2007 23:54:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Risâle-i Nur&amp;#8217;u kalbime yazdım</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/risale-i-nur-u-kalbime-yazdim_4768207.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/risale-i-nur-u-kalbime-yazdim_4768207.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG alt=www.saidnursi.de hspace=5 src=&quot;http://www.yeniasya.com.tr/2007/11/29/resim/02a.jpg&quot; align=left vspace=5 border=1&gt;Ağustos ayının sonunda bir okuma programında çekik gözlü bir Nur talebesi ile tanıştık: Abdûlhalim Bania&amp;#8230; Filipinler&amp;#8217;den gelmişti ve Türkçe bilmiyordu. Ama dersi dikkatle dinliyor, okuduğumuz metni saatlerce takip ediyor, namazı şevkle kılıyordu. Osman Yüksel Serdengeçti&amp;#8217;nin, Nur talebelerinden bahsederken ifade ettiği gibi o&amp;shy;nda &amp;#8220;Kur&amp;#8217;ân yeni nâzil olmuş gibi, aradığını bulmuş gibi bir hâl&amp;#8221; vardı. 
&lt;P align=justify&gt;Hayat hikâyesini, Müslüman oluşunu merak etmiştim ve dinlenecek çok şey olduğunu düşünüyordum. Çünkü anlatılanlara göre kahvaltı esnasında balı göstererek Risâle-i Nur&amp;#8217;dan öyle sözler söylemiş ki sofradakiler Abdûlhalim&amp;#8217;e hayran kalmış. Kendisiyle röportaj yapmak istediğimi ve inşallah Nur talebelerinin gazetesinde yayınlanacağını belirttim. Kabul etti; biz de armut ve erik ağaçlarının altında sohbetimize başladık. 
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;B&gt;&amp;#8220;10. Söz&amp;#8217;ü okuyup da Allah&amp;#8217;a ve ahirete inanmamak mümkün değil&amp;#8221;&lt;/B&gt; 
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;Eski adıyla Allen&amp;#8217;in ihtida öyküsü hayli enteresan. Müslüman olduktan sonra ise şüpheler ve sorularla boğuşmuş sürekli. Ancak Nur talebeleri ile tanışınca, aklı, kalbi ve ruhu tam tatmin olmuş. Şimdilerde Risâle-i Nur&amp;#8217;u, bilhassa 10. Söz&amp;#8217;ü sırf orijinalinden okumak için Türkçe öğreniyor. 10. Söz&amp;#8217;ü çok seviyor ve diyor ki: &amp;#8220;Cennet-Cehennem üzerine beni aydınlattı. 10. Söz, görünmeyenleri ayan-beyan görünür hâle getiriyor. 10. Söz&amp;#8217;ü okuyup da Allah&amp;#8217;a ve ahirete inanmayan aptaldır.&amp;#8221; 
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;B&gt;&amp;#8220;Ezan bir davetti; çağrıldığımı hissediyordum&amp;#8221;&lt;/B&gt; 
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;Allen Bania; Hıristiyanlığın Evanjelik mezhebindenmiş. Müslüman olana kadar Cagayan şehrinde üç sene papa.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/risale-i-nur-u-kalbime-yazdim_4768207.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 08 Dec 2007 23:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>'Nurcular hala değişmedi' polemiği</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi_4607832.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi_4607832.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Sabah yazarı Emre Aköz'ün, Ömer&amp;nbsp;Laçiner'in ağzından aktardığı, &quot;1970'lerin başında, diğer solcu arkadaşlarıyla birlikte tutukludur... Derken cezaevine bir grup Nurcuyu ite kaka getirirler... Bir iki gün sonra bağırışlar çağırışlar arasında Nurcular avluya çıkarılıp dövülür. Tabii solcular hemen olaya itiraz eder. Ne olmuştur da Nurcular dayak yemiştir? &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Cezaevi yönetimi Nurcuların kaldığı koğuşa bir Atatürk portresi yerleştirmiştir. Ama bunu öyle bir yapmıştır ki portre kıbleye asılmıştır. Nurcular namaz kılarken Atatürk tam karşılarına gelmektedir. Nurcular portreyi indirmekten çekindikleri için namaz sırasında bir bezle örter. Cezaevi yönetimi ise tam da bunu beklemektedir. Verir sopayı Nurculara. Solcular olayı öğrenince, &quot;Olmaz böyle şey, adamların inancına nasıl müdahale edersiniz &quot; diye bastırır. Maraza çıkmaması için cezaevi yönetimi portreyi kaldırmaya ya da başka bir yere asmaya razıdır. Ancak Nurcular birden tavır değiştirir. &quot; Ne yapalım, madem yönetim öyle uygun gördü, portre kalsın &quot; deyiverirler. Bunun üzerine, solcuların temsilcileri fena halde bozum olarak kendi koğuşlarının yolunu tutar.&quot; hatırayı, &quot;Bu açıdan bakıldığında Nurcular fazla değişmedi: Dayak da yeseler, hakaret de görseler siyasi otoriteye başkaldırmadılar. Adaletsizlik &quot; karşısında en fazla kelimelerini konuşturdular; yumruklarını değil.&quot; şeklinde yorumlayan Aköz'e Yeni Asya yazarı Salihoğlu şu cevabı verdi: &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;70'li yıllara ait bir hatırayı nakleden Emre Aköz, muhtemelen farkına varmadan bazı yanlış algılamalara sebebiyet vermiş. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Aktarılan hatıraya göre, özetle, hapishanede tutuklu bulunan solcu bir grup mahkûmun yanına.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi_4607832.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 15 Nov 2007 22:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bediüzzaman neden ağlar?</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/bediuzzaman-neden-aglar_4351540.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/bediuzzaman-neden-aglar_4351540.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Risâle-i Nur Külliyatını okuyan hemen herkesin fark ettiği bir husus vardır. Risâle-i Nur&amp;#8217;un dopdolu olması&amp;#8230; İşlediği konuların önemi açısından bakılırsa bu son derece normaldir. Bununla beraber içerdiği örnekler ve hikâyeler söz konusu olduğunda da Risâleler bu doluluğundan bir şey kaybetmez. Meselâ örneklerin ve hikâyelerin içinde de hepimiz için ölçüler olabilmektedir. Bilhassa Risâlelerin müellifinin kendi başından geçen ve Risâle-i Nur&amp;#8217;un metinleri arasına geçirdiği hayat halleri böyledir.&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Hatta bazı durumlarda bir olay birden çok fazla ölçü ve ders verebilmektedir. Bu türden bir olay Bediüzzaman Eskişehir hapsindeyken başından geçer. Bu hadise Risâleleri tanıyan herkesin az-çok bildiği bir hadisedir. Risâle-i Nur&amp;#8217;un belki de en çok okunan yerlerinden birinde yazılıdır ve en temel derslerden biri olarak bilinir. Gelin görün ki bu kadar çok okunmasına rağmen hâlâ yeni dersler ve ölçüler verebilmektedir. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bediüzzaman Said Nursî, Eskişehir hapsinde iken karşısındaki lisede dans eden kızları görür. o&amp;shy;nların haline üzülür, hatta ağlar. Gençlik Rehberi, Meyve Risâlesi, 29. Mektûb gibi birden fazla yerde anlatılan hadisenin üzerinde bir vesileyle düşününce, bakın neler düştü benim zihin dünyama: &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bir kere Said Nursî bu gençlere üzülmüştür. o&amp;shy;nlara kızmamıştır, köpürmemiştir. Ehl-i din için ilk ölçü budur. Sinirlenmemek, kızmamak. Bir diğer deyişle Bediüzzaman &amp;#8220;Vay kâfirler, vay günahkârlar!&amp;#8221; türü bir yaklaşıma kesinlikle girmemiştir. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İkinci ölçü: Zaman zaman bu türden kızgın ve öfkeli yaklaşımların yanlış ol.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/bediuzzaman-neden-aglar_4351540.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 11 Oct 2007 00:50:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bayramla buluşmak</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/bayramla-bulusmak_4351533.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/bayramla-bulusmak_4351533.html</guid> 
            <description>&lt;P class=NY id=OBJECTCONTENT align=justify&gt;AYLARIN AYI, zamanların bereketi Ramazan, hayatın özünü saklar içinde&amp;#8230; Zamanı sıksan Kadir damlar kabından&amp;#8230; Kısalığında uzunluk, uzunluğunda kısalık var zamanın&amp;#8230; Kadrini bilene bir ömür bağışlar Kadir gecesi&amp;#8230; &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Her gündüz her günkü gündüz değildir, her gecede öyle&amp;#8230; Gündüzlerin de gecelerin de her birinin ayrı bir dili var&amp;#8230; Dili çözülse Kadir&amp;#8217;in sonsuzluk sırları dinlenir&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Koca ağaç küçücük çekirdekte toplandığı gibi seksen ay da bir gecede dürülür&amp;#8230; Kadir&amp;#8217;i kadir kılan da Kerim Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;ın onda inzalidir. Âlem şifreleri Hâkim Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;da derce dilmiş&amp;#8230;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yaş ve kuru ne aranıyorsa bulunur Mübin Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;da&amp;#8230; Kendini bulursun içinde ve yine kendini kaybedersin O&amp;#8217;nda&amp;#8230; Kalbinin üstündeki perdeyi çekebilsen Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;ı kâinatla beraber görür gönül gözlerin&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Tüm güzelliklere, tüm hikmetlere ne kadar yakın olduğunu, uzaklarda aradığın huzurun içinin içinde olduğunu görürsün&amp;#8230; Gözleri kapalı olana aydınlık ne ifade eder? Gafletin derinliğine dalan gecede kıyam edebilir mi?&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Fırsatların büyüğü, büyük günde kurtuluşun anahtarıdır Kadir Gecesi&amp;#8230; Kadri kıymetini bilmek mümkün mü? İdrak edebildiğimiz kadarıyla eda ederiz onu&amp;#8230; Onu anlamak Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;ı anlamaktır&amp;#8230; Gecenin aydınlığı Kur&amp;#8217;an&amp;#8217;ın inzalidir çünkü&amp;#8230; &amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Kadir gecesinde Kadir-i Kerim&amp;#8217;den ne istenir? Af ve rıza&amp;#8230; Affetmeye sevenden affedilmek dilenir&amp;#8230; Rızası aranır ihlâsla&amp;#8230; Acz ve fakr şefaatiyle şefkati istenir&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Dillerden semalara yükselir azabından korkarak, Rahmetinden ümit edilerek edilen dualar&amp;#8230;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Semadan Selam diye iner melekler fecre kadar&amp;#8230; Melekeleşmiş ruhlar bi.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/bayramla-bulusmak_4351533.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 11 Oct 2007 00:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Nurcity.com</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/nurcity-com_4226975.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/nurcity-com_4226975.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://www.nurcity.com&quot;&gt;www.nurcity.com&lt;/A&gt;&amp;nbsp;adresli sitemizden daha kapsamli bilgilere ulasabilirsiniz selam ve dua ile&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/nurcity-com_4226975.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Sep 2007 23:57:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yaratan tabiat mı?</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/yaratan-tabiat-mi_4219202.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/yaratan-tabiat-mi_4219202.html</guid> 
            <description>Kainat her an milyarlarca faaliyete sahne olmakta. Bu haliyle dev bir laboratuara, yahut muazzam bir sahneye benziyor. M&amp;uuml;thiş manevraların yapıldığı bir ordugaha, akıllara durgunluk verecek b&amp;uuml;y&amp;uuml;kl&amp;uuml;kte bir fuara veya milyarlarca yaratığın istifade ettiği geniş bir sofraya da benzetebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte d&amp;uuml;nyamız! G&amp;uuml;neşin etrafında b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir hızla d&amp;ouml;n&amp;uuml;yor. Fakat uzaya fırlamıyor. &amp;Uuml;st&amp;uuml;nde taşıdığı yolcuları, yani insanları, hayvanları, bitkileri, cansızları hi&amp;ccedil; incitmeden binlerce yıldır taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G&amp;uuml;neş! Her sabah taze bir ahenkle, tam vaktinde doğuyor. Kendisine verilen ısıtma ve aydınlatma vazifesini, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir intizamla yerine getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşlukta asılı yıldızlar! D&amp;uuml;nyamızdan binlerce defa daha b&amp;uuml;y&amp;uuml;k o dev k&amp;uuml;reler, g&amp;ouml;k kubbede parlamaya devam ediyorlar.&lt;br /&gt;Her yerde, her an harika sanat eserleri ortaya &amp;ccedil;ıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir minicik tohum atıyorsunuz toprağın bağrına. &amp;Uuml;st&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ouml;rt&amp;uuml;p suluyorsunuz. Bir s&amp;uuml;re sonra bir de bakıyorsunuz ki, g&amp;uuml;zeller g&amp;uuml;zeli bir filiz olmuş. Derken b&amp;uuml;y&amp;uuml;yor bu filiz; dal oluyor, yaprak oluyor. Nihayet latif &amp;ccedil;i&amp;ccedil;ekler a&amp;ccedil;ıp tatlı meyveler veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kanarya yumurtası d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n. Kanaryanın karnına giren değişik gıdalardan oluşmuş k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;c&amp;uuml;k bir cisim. Zamanı gelince, &amp;ccedil;atlıyor bu yumurtacık. Bir de bakıyorsunuz, i&amp;ccedil;inden bir yavru &amp;ccedil;ıkmış. Hen&amp;uuml;z sertleşmemiş gagası, t&amp;uuml;ylenmemiş v&amp;uuml;cuduyla o minik kuş yavrusu &amp;ccedil;ıkıveriyor d&amp;uuml;nyaya. Zamanla renkli t&amp;uuml;ylerden elbise giyiyor, g&amp;uuml;zel g&amp;uuml;zel &amp;ouml;tmeye başlıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsana bakın! Başlangı&amp;ccedil;ta bir damla su. Zamanı gelince et oluyor, kan o.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/yaratan-tabiat-mi_4219202.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2009 21:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kadının yaratılışı nasıl olmuştur ?</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/kadinin-yaratilisi-nasil-olmustur_4219195.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/kadinin-yaratilisi-nasil-olmustur_4219195.html</guid> 
            <description>Kur`an-ı Kerimin açık ifadesiyle ilk insan Hz. Adem`dir. Cenab-ı Hak onu yaratırken toprak unsurunu tercih etmiş, ondan yaratmış, daha sonra da ruh vermiştir. İlahi hikmet, hem Hz. Adem`e bir can yoldaşı olması hem de insan nevinin üreyip çoğalması için Havva validemizi yaratmıştır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nisa Sûresinin 1. ayet-i kerimesinde bu yaratılış, &quot;O insandan eşini vücuda getirdi&quot; mealindeki cümlesiyle ifade edilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Meşhur tefsirlerde bu ayet açıklanırken şöyle denilir: Cenab-ı Hak, Havva`yı Hz. Adem`in sol kaburga kemiğinden yarattı. O sırada Hz. Adem`i hafif bir uyku tuttu. Bir müddet sonra uyandığında Hz. Havva`yı gördü. İlk anda şaşırdı, sonra çok sevindi. Kalbi hemen ona ısındı ve aralarında bir ünsiyet ve ülfet meydana geldi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu mesele hadis-i şeriflerde açıkça beyan edilir. Bu hususta rivayet edilen iki hadis-i şerifin meali şöyledir:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor. Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır: &quot;Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. O, memnun olacağın bir tarzda dosdoğru devam edemez. Eğer ondan faydalanmak istiyorsan bu eğri haliyle birlikte faydalanırsın. Tam arzuna göre düzeltmeye kalkarsan onu kırarsın. Onun kırılması da boşanmasıdır.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hz. Ebû Hüreyre`nin başka bir rivayetinde de Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyururlar:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Allah`a ve Ahiret gününe iman eden, bir meseleye şahit olduğu, gördüğü zaman ya hayır konuşsun veya sussun. Kadınlar hakkında iyilik ve hayır tavsiye ediniz. Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı da üst tarafı, uç kısmıdır. Eğer onu doğrultup düzeltmeye kalkışırsanız, onu kırarsınız. Kendi halinde bırakırsanız daima eğri kalır. Öyle ise birbirinize, kadınlara iyi davranmayı tavsiye ediniz&quot; (1)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hadis-i şerif, ilk kadın olması itibariyle Hz. Havva` nın, dolayısıyla bütün kadın sınıfını.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/kadinin-yaratilisi-nasil-olmustur_4219195.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 19 Sep 2007 23:42:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ramazan orucunun hikmetleri</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/ramazan-orucunun-hikmetleri_4192406.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/ramazan-orucunun-hikmetleri_4192406.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;İbâdet yapmanın en önemli hikmeti emirdir. Yani Allah&amp;#8217;ın emretmiş olmasıdır. Gâyesi de Allah&amp;#8217;ın rızâsını kazanmaktır. Bundan başka elbette ibâdetlerin kendi yapısına, özelliğine, türüne ve niteliğine göre kendisine mahsus hikmetleri de vardır. 
&lt;P align=justify&gt;Risâle-i Nur&amp;#8217;da Ramazanda oruç tutmanın hikmetlerine, &amp;#8220;O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık deliller taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kur&amp;#8217;ân, o ayda indirilmiştir&amp;#8221;1 âyetinin tefsîri olarak özel bir risâlede yer verilmiştir. 
&lt;P align=justify&gt;Bediüzzaman, Ramazan Risâlesinde, orucun, İslâmiyet&amp;#8217;in beş şartının birincilerinden olduğunu ve İslâm şeâirinin en büyüklerinden bulunduğunu bildirmiş; bu ayda oruç tutmanın çok hikmetlerinden başlıcalarını şöyle zikretmiştir: 
&lt;P align=justify&gt;1) Ramazan&amp;#8217;da oruç tutmakla insan Cenâb-ı Hakk&amp;#8217;ın terbiye edicilik sıfatını tanır ve bizi Allah&amp;#8217;ın büyük bir disiplinle terbiye altına aldığını fark eder. 
&lt;P align=justify&gt;2) Ramazan&amp;#8217;daki oruçla tok açın halini, zengin fakirin halini, üst sınıf alt sınıfın halini anlar. Toplumda her bir sınıf birbirine yardımcı olmaya ve el uzatmaya hazır bir mâneviyât kazanır. Büyüklerin küçüklere, zenginlerin fakirlere, üst sınıfların alt sınıflara eğilmesi ve el uzatması neticesinde ise, sosyal hayatta maddî -mânevî düzen ve âhenk sağlanır, toplum barışı temin edilir, toplum fertleri arasındaki uçurumlar ortadan kalkar. 
&lt;P align=justify&gt;3) Ramazan&amp;#8217;daki oruçla insan kendi dünyasında iç huzur ve saadete kavuşur. Günahlardan arınır ve ruh terbiyesine ulaşır. 
&lt;P align=justify&gt;4) Ramazan&amp;#8217;daki oruçla insan, baş düşmanı olan nefsini terbiye eder, ıslâh eder ve iyi ahlâka yönlendirir. 
&lt;P align=justify&gt;5) Ramazan&amp;#8217;daki oruçla Allah&amp;#8217;ın nimetlerine umûmî, anlamlı, kapsamlı ve farklı bir üslupla fiilî bir şekilde şükür yapılmış olur. 
&lt;P align=justify&gt;6) Ramazan&amp;#8217;daki oruçla her zaman faydalanılan günübirlik .. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/ramazan-orucunun-hikmetleri_4192406.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 16 Sep 2007 15:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Allah bizden neden ibadet istiyor?</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/allah-bizden-neden-ibadet-istiyor_4144493.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/allah-bizden-neden-ibadet-istiyor_4144493.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Allah hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmadığı gibi, hiç şüphesiz bizim ibadetimize de muhtaç değildir. Ama biz Allah&amp;#8217;a, ona kulluk yapmaya, onun emirlerine uymaya ve ona ibadet yapmaya muhtacız. Bediüzzaman Hazretleri&amp;#8217;nin örneğiyle örnek verecek olursak; doktor hastasına reçete yazıyor ve &amp;#8220;Bunu mutlaka kullanmalısın&amp;#8221; diyor. Şimdi hasta, doktora &amp;#8220;Senin buna ne ihtiyacın var? Bunu benden neden istiyorsun?&amp;#8221; demeye hakkı ve yetkisi var mıdır? Aynen bu misâlde olduğu gibi, Allah bizim mutlaka ibadet yapmamızı istiyor. Çünkü hasta olan biziz, ibadete muhtaç olan biziz, bizim ibadete şiddetle ihtiyacımız vardır. Bizim her derdimizi Allah&amp;#8217;a arz etmeye şiddetle ihtiyacımız vardır. Bunu ancak ibadetle yapabilmekteyiz. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Diğer yandan; ibadetler, dünya saadetinin görünmeyen güçleri ve gizli kuvvetleridirler. Mutlu ve huzurlu bir dünya hayatı için ibadetlerin sayısız getirileri ve sınırsız faydaları vardır. Şöyle ki: İbadetler, fikirleri Cenâb-ı Hakk&amp;#8217;a çevirir. Kulun Allah&amp;#8217;a olan teveccühü, emirlerine boyun eğmeyi gerektirir. Allah&amp;#8217;ın emirlerine boyun eğmek ise, kulu mükemmel bir biçimde intizam altına alır. Kul hareketlerinde intizam altına girmekle ve kâinatın umumî nizamına tâbi olmakla hikmetin sırrını anlar. Hikmet ki, kâinat sayfalarında parlayan san'at nakışlarıyla kendini göstermektedir. İşte hikmetin sırrını anlayan insan, işinde ve çalışmalarında başarılı olur. Başarılı olan insan ise, her zaman ve her yerde mutlu ve huzurlu olur. 
&lt;P align=justify&gt;İnsan cismen küçük, zaîf ve aciz olmakla beraber; pek yüksek bir ruhu taşıyor, pek büyük bir istidada maliktir, hasredilmeyecek derecede meyilleri vardır, sınırsız emellere sahiptir, hesapsız fikirleri vardır, hadsiz şeheviye ve gazabiye gibi kuvvetleri vardır ve öyle acâib bir yaratılışı vardır ki, yaratılmış bütün türlere ve âlemlere fihriste hükmündedir. 
&lt;P align=justify&gt;İşte böyle bir insanın o yüksek ruhuna .. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/allah-bizden-neden-ibadet-istiyor_4144493.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Sep 2007 23:51:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gücünün yettiği kadar yapmak</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/gucunun-yettigi-kadar-yapmak_4144476.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/gucunun-yettigi-kadar-yapmak_4144476.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İbadetler için, gücümüzün yettiği kadarından sorumluyuz. Ama mevcutla da yetinmeyiz. Çünkü mevcutla yetinmek de himmetsizliktir.1 Bu şu demektir: Hepimiz, her zaman, her ibadette en iyiyi yapmaya çalışırız, çalışmalıyız. Ama neticede elimizden geleni yaparız. Kendimizi hep sorgularız, sorgulamalıyız. Çünkü nefsimize güvenemeyiz. Bitip tükenmeyen istek ve arzularından dolayı, hiç durmadan dalâleti bize hoş gösterme çabalarından dolayı nefsimizi kınarız, kınamalıyız. Bizden çok şeytanın fısıltılarına ve vesveselerine kulak veriyor diye nefsimizi ayıplarız, ayıplamalıyız. Esasen bu, Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;da övülen bir ameldir de. Cenâb-ı Hak, kendini kınayan nefis için &amp;#8220;nefs-i levvâme&amp;#8221; ünvanını kullanarak yemin eder.2 Demek bu, Cenâb-ı Hak katında takdir gören bir ibadettir. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Eksiklerimizi hep sorgulayalım. Bıkmadan, usanmadan. Şunu bilelim ki; her sorgu, mükemmelliğe atılan bir adımdır. Her sorgu, en iyiye doğru bir koşudur. Her sorgu, bir önceki eksikliğimizin tescili ve itirafı, bir sonraki tekâmülümüzün ilk adımıdır. Öyleyse bunu yaparken rahatsızlık duymayalım. Tam aksine; huzur ve saadet duyalım. Zira Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;ın övdüğü şeyi yapıyoruz. Gücümüzün yettiği şeyin en iyisini yapmaya gayret edelim. Ama bu en iyi arayışı, bizi, elimizdeki mevcut iyiden vazgeçirmesin. Yani Cenâb-ı Hak bizi, yapabileceğimiz en iyiden sorar; gücümüzün yetmediği en iyiden sormaz! 
&lt;P align=justify&gt;Şu halde, anahatlarıyla farzları yapıp, sünnetleri de gücümüz yettiği kadar yaşamaya çalışır ve daha iyiye muvaffak etmek için de Cenâb-ı Hakk&amp;#8217;a duâ etmeye devam edebildiğimiz ölçüde, hiç olmazsa içimiz rahat olmalıdır. 
&lt;P align=justify&gt;Hazret-i Âişe (ra) anlatır: Yanımda bir kadın vardı. Resûlullah (asm) odamıza girdi ve &amp;#8220;Bu kimdir?&amp;#8221; diye sordu. Ben de &amp;#8220;Falan kadındır&amp;#8221; dedim ve kadının namaza bağlılığından anlatmaya başladım. Allah Resûlü (a.s.m.): 
&lt;P align=justify&gt;&amp;#8220;Yeter! Gücünüzün yettiğini .. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/gucunun-yettigi-kadar-yapmak_4144476.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 10 Sep 2007 23:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bediüzzaman'ın Dilinden Berat Kandili</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/bediuzzaman-in-dilinden-berat-kandili_4023564.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/bediuzzaman-in-dilinden-berat-kandili_4023564.html</guid> 
            <description>Aziz, sıddık kardeşlerim, bu medrese-i Yusufiyede ders arkadaşlarım,&lt;BR&gt;Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderât-ı beşeriyenin programı nev&amp;#8217;inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadr&amp;#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&amp;#8217;de otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat&amp;#8217;ta herbir amel-i salihin ve herbir harf-i Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûru selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur&amp;#8217;ân&amp;#8217;la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şuâlar, s. 433&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;***&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kur&amp;#8217;ân-ı Hakîmin herbir harfinin bir sevabı var; bir hasenedir. Fazl-ı İlâhîden, o harflerin sevabı sünbüllenir, bazan on tane verir, bazan yetmiş, bazan yedi yüz&amp;#8212;Âyete&amp;#8217;l-Kürsî harfleri gibi&amp;#8212;, bazan bin beş yüz&amp;#8212;Sûre-i İhlâsın harfleri gibi&amp;#8212;, bazan on bin&amp;#8212;Leyle-i Berat&amp;#8217;ta okunan âyetler ve makbul vakitlere tesadüf edenler gibi&amp;#8212;ve bazan otuz bin&amp;#8212;meselâ, haşhaş tohumunun kesreti misilli, Leyle-i Kadir&amp;#8217;de okunan âyetler gibi. Ve &amp;#8220;O gece bin aya mukabil&amp;#8221; işaretiyle, &amp;#8220;Bir harfinin o gecede otuz bin sevabı olur&amp;#8221; anlaşılır. İşte, Kur&amp;#8217;ân-ı Hakîm, tezâuf-u sevabıyla beraber, elbette muvazeneye gelmez ve gelemiyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sözler, s. 312&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;***&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Elli senelik ibadet gecesi&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Elli senelik bir mânevî ibadet ömrünü ehl-i imana kazandırabilen Leyle-i Berat&amp;#8217;ınızı rûh u canımızla tebrik ederiz. Herbiriniz, şirket-i mâneviye sırrıyla ve tesanüd-ü mânevî feyziyle, kırk bin lisanla tesbih eden bazı melekler gibi; herbir hâlis, muhlis Nur Şakirtlerini, kırk bin dille istiğfar ve ibadet etmiş gibi rahmet-i İlâhiyeden kanaat-i tamme ile ümit ediyoruz.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Said Nursî&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şuâlar, s. 434&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;***</description>
            <pubDate>Mon, 27 Aug 2007 18:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Varlıkların yaratılışı tabiata verildiğinde ortaya çıkan imkansızlıklar, Cenab-ı Hakka verildiğinde nasıl ortadan kalkar?</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/varliklarin-yaratilisi-tabiata-verildiginde-ortaya-cikan-imkansizliklar-cenab-i-hakka-verildiginde-nasil-ortadan-kalkar_3997619.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/varliklarin-yaratilisi-tabiata-verildiginde-ortaya-cikan-imkansizliklar-cenab-i-hakka-verildiginde-nasil-ortadan-kalkar_3997619.html</guid> 
            <description>Eğer desen: Mevcudat tabiata isnad edilse böyle acip muhaller olur, imtinâ derecesinde müşkilât olur. Acaba Zât-ı Ehad ve Samede verildiği vakit o müşkilât nasıl kalkıyor? Ve o suubetli imtinâ, o suhuletli vücuba nasıl inkılâp eder?&lt;BR&gt;Elcevap: Birinci Muhalde, nasıl ki güneşin cilve-i in&amp;#8217;ikâsı kemâl-i suhuletle, külfetsiz, en küçük zerrecik camdan tut, tâ en büyük bir denizin yüzüne kadar feyzini ve tesirini misalî güneşçiklerle gayet kolaylıkla gösterdikleri halde, eğer güneşten nispeti kesilse, o vakit herbir zerrecikte tabiî ve bizzat bir güneşin haricî vücudu, imtinâ derecesinde bir suubetle olabilmesi kabul edilmek lâzım gelir. Öyle de, herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât-ı Ehad ve Samede verilse, vücub derecesinde bir suhulet, bir kolaylıkla ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcuda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;BR&gt;Eğer o intisap kesilse ve o memuriyet başıbozukluğa dönse ve herbir mevcut kendi başına ve tabiata bırakılsa, o vakit imtinâ derecesinde yüz bin müşkilât ve suubetle, sinek gibi bir zîhayatın, kâinatın küçük bir fihristesi olan gayet harika makine-i vücudunu icad eden, içindeki kör tabiatın, kâinatı halk ve idare edecek bir kudret ve hikmet sahibi olduğunu farz etmek lâzım gelir. Bu ise bir muhal değil, belki binler muhaldir.&lt;BR&gt;Elhasıl, nasıl ki Zât-ı Vâcibü&amp;#8217;l-Vücudun şerik ve nazîri mümteni ve muhaldir; öyle de rububiyetinde ve icad-ı eşyada başkalarının müdahalesi, şerîk-i zâtî gibi mümteni ve muhaldir.&lt;BR&gt;Amma İkinci Muhaldeki müşkilât ise: Müteaddit risalelerde ispat edildiği gibi, eğer bütün eşya Vâhid-i Ehade verilse, bütün eşya birtek şey gibi suhuletli ve kolay olur. Eğer esbaba ve tabiata verilse, birtek şey umum eşya kadar müşkilâtlı olduğu, müteaddit ve katî bürhanlarla ispat edilmiş. Bir bürhanın hülâsası şudur ki:&lt;BR&gt;Nasıl ki bir adam, bir padişaha askerlik veya memuriyet cihetiyle intisap etse, o memur ve o asker, o intisap kuvvetiyle, yüz bin defa kuvvet-i şahsiyesinden fazla işlere medar ol.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/varliklarin-yaratilisi-tabiata-verildiginde-ortaya-cikan-imkansizliklar-cenab-i-hakka-verildiginde-nasil-ortadan-kalkar_3997619.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Neden Kur'an da Zaten Cehenneme Gidecek Ve Orada Sonsuza Kadar Kalarak Cezanlandırılacak Olan İnkarcılarla İlgili Çok Fazla Şikayet Var?</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/neden-kur-an-da-zaten-cehenneme-gidecek-ve-orada-sonsuza-kadar-kalarak-cezanlandirilacak-olan-inkarcilarla-ilgili-cok-fazla-sikayet-var_3997609.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/neden-kur-an-da-zaten-cehenneme-gidecek-ve-orada-sonsuza-kadar-kalarak-cezanlandirilacak-olan-inkarcilarla-ilgili-cok-fazla-sikayet-var_3997609.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İnkârcıların Küçük Bir Hareketi İçin, Binler Cinayet Etmiş Gibi Kur'an'da Onlardan Çok Şekva Ediliyor. Halbuki Mülkte Hiç Hissesi Olmadığı Halde Onlara Bir Mevki Verip, Şikayetinin Sırrı ve Hikmeti Nedir?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Onun sırr ve hikmeti şudur ki: Şeytanlar ve şeytanlara uyanlar, dalalete sülûk ettikleri için, küçük bir hareketle çok tahribat yapabilirler. Ve çok mahlukatın hukukuna, az bir fiil ile çok hasaret veriyorlar. Nasılki bir sultanın büyük bir ticaret gemisinde bir adam az bir hareketle, belki küçük bir vazifeyi terketmekle, o gemi ile alâkadar bütün vazifedarların semere-i sa'ylerinin ve netice-i amellerinin mahvına ve ibtaline sebebiyet verdiği için, o geminin sahib-i zîşanı, o âsiden, o gemi ile alâkadar olan bütün raiyetinin hesabına azîm şikayetler edip dehşetli tehdid ediyor ve onun o cüz'î hareketini değil, belki o hareketin müdhiş neticelerini nazara alarak ve o sahib-i zîşanın zâtına değil, belki raiyetinin hukuku namına dehşetli bir cezaya çarpar. Öyle de: Sultan-ı Ezel ve Ebed dahi, Küre-i Arz gemisinde ehl-i hidayetle beraber bulunan ehl-i dalalet olan hizb-üş şeytanın zahiren cüz'î hatiatlarıyla ve isyanlarıyla pek çok mahlukatın hukukuna tecavüz ettikleri ve mevcudatın vezaif-i âliyelerinin neticelerinin ibtal etmesine sebebiyet verdikleri için, onlardan azîm şikayet ve dehşetli tehdidat ve tahribatlarına karşı mühim tahşidat etmek, ayn-ı belâgat içinde mahz-ı hikmettir ve gayet münasib ve muvafıktır. Ve mutabık-ı mukteza-yı haldir ki; belâgatın tarifidir ve esasıdır ve israf-ı kelâm olan mübalağadan münezzehtir. Malûmdur ki; böyle az bir hareketle çok tahribat yapan dehşetli düşmanlara karşı gayet metin bir kal'aya iltica etmeyen, çok perişan olur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İşte ey ehl-i iman! O çelik ve semavî kal'a: Kur'andır. İçine gir, kurtul.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;(13. Lem'a)&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/neden-kur-an-da-zaten-cehenneme-gidecek-ve-orada-sonsuza-kadar-kalarak-cezanlandirilacak-olan-inkarcilarla-ilgili-cok-fazla-sikayet-var_3997609.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:27:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun.</title>
            <link>http://nurcuu.blogcu.com/mirac-kandiliniz-mubarek-olsun_3853132.html</link>
            <guid>http://nurcuu.blogcu.com/mirac-kandiliniz-mubarek-olsun_3853132.html</guid> 
            <description>&lt;P align=left&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;IMG src=&quot;http://www.nurpenceresi.com/image/haber/kandil.jpg&quot; align=right border=1 tagged=&quot;true&quot;&gt; &lt;STRONG&gt;&amp;#8226; Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun.&lt;/STRONG&gt;&lt;BR&gt;Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nurcuu.blogcu.com/mirac-kandiliniz-mubarek-olsun_3853132.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 10 Aug 2007 18:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://nurcuu.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>